BASKI

Soru ve görüşleriniz için    Gönderilerinizi burdan yapınız .   emperyalizme,faşizme,işbirlikçiliğe karşı

twitter.com/BaskDuyur:

    Tarihe geçen fotoğraflar
1985’te Kolombiya’daki Nevado del Ruiz yanardağının püskürttüğü lavların 25 bin kurbanından biri de Omayra Sanchez’di. 3 gündür sular içinde kalan 13 yaşındaki Sanchez bu kare çekildikten kısa süre sonra öldü. Bu kare fotoğrafçı Frank Fournier’ye Pulitzer kazandırdı.

    Tarihe geçen fotoğraflar

    1985’te Kolombiya’daki Nevado del Ruiz yanardağının püskürttüğü lavların 25 bin kurbanından biri de Omayra Sanchez’di. 3 gündür sular içinde kalan 13 yaşındaki Sanchez bu kare çekildikten kısa süre sonra öldü. Bu kare fotoğrafçı Frank Fournier’ye Pulitzer kazandırdı.

    — 13 notla 20 saat önce

    UTKU KALI’ya yapılanları unutma ,geçmişi hatırla …

    Belki bu davanın arkasında duran gençler olmasaydı Utku şuanda çoktan yok edilmişti ,birleşin .

    Er Utku Kalı serbest bırakıldı

    Ali DAĞLAR 11 Kasım 2013

    Hatay’da Reyhanlı’da meydana gelen, 52 kişinin ölümü, yüzlerce kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan patlamayla ilgili jandarmaya ait istihbarat notlarını cep telefonuyla Redhack’e gönderdiği iddiasıyla 171 gündür tutuklu bulunan er Utku Kalı hakim karşısına çıktı. Er Utku Kalı daha sonra mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

    Babasının doğum gününü kutlamak istediğini belirterek ifadesine başlayan Kalı, gözaltı sürecinde ve cezaevinde işkence gördüğünü, doktorun anına jandarma eşliğinde girdiğini söyledi, “İşkenceyi doktorun kulağına fısıldadım” dedi. Askerden önce bir GSM firmasında çalışan elektronik teknisyeni Kalı, sosyal medya üzerinden geliştirdiği projeyle firma tarafından ödüllendirildiğini belirterek, “Ödüllü bir teknisyenim. Cep telefonunu yalamış yutmuş biriyim. Şu an verin bir telefonu, birkaç saniyede göstereyim. İsteseydim cep telefonundaki mesajı, delili 10 saniyede silerdim. O mesajlar bana ait değil” diye konuştu.

    BABAMIN DOĞUM GÜNÜYDÜ DÜN

    Utku Kalı, bulunduğu Sivas Askeri Cezaevi’nden yaklaşık 8 saatlik yolculuk sonucu Samsun adliyesine getirildi. Kalı gelmeden önce babası, annesi, avukat kız kardeşi Ceren Kalı ve arkadaşlarının yanı sıra CHP milletvekilleri Hüseyin Aygün ve Muharrem Işık da adliyedeydi. Adliye önünde bir dernek adına yapılan açıklama bekleyiş sürecinin ilk hareketliliğiydi. Pankart açan grup, Kalı’ya destek verip, Reyhanlı katliamının gerçek faillerinin yargılanmasını istedi, sloganlar attı. Milletvekili Yılmaz da yaptığı açıklamada doktor olduğunu hatırlatarak Utku Kalı’nın gördüğü baskılar sonucu psikolojisinin bozulduğunu ve tedavisinin yapılmayarak suç işlendiğini savundu. Yaklaşık 30 kişilik, basık ve havasız salona iki jandarma arasında alınan Kalı gözlüklüydü ve sakin görünüyordu. Gri bir yelek altına çizgili beyakz gömlek giyen Kalı, avukatı ve ablası Ceren Kalı ile sık sık diyalog halindeydi. Mahkeme başkanının görev itirazlarını reddinin ardından iddianame okundu ve ifade alınmasına geçildi. İddianamede Kalı’nın bazı kağıtları çöp kutusunda yakarken kameraya takıldığı öne sürüldü. Kalı dün babasının doğum günü olduğunu ve kutlamak istediğini söyledi. Hakim, duruşma bitimi kutlama yapmasını istedi. Bu diyaloglar sırasında baba Mahmut Kalı hüzünlüydü. Unutkanlık başladığını belirten Kalı, 5 sayfalık savunmasını satır atlayarak okumaya başladı. İlk etapta askere nasıl başladığını ve son olarak Amasya Cezaevi Karakolu’ndaki görevlerini anlattı.

    KANIN MI ÇEKİLDİ, PARA İÇİN Mİ YAPTIN?

    Olay günü karakolda iken sakallı iki sivil kişinin geldiğini, bunların asker olduğunu, ardından biri alay komutanı iki albayın ve bazı astsubayların da karakola gelerek kendisini kısıtlı bir alana alıp sorular yöneltmeye başladığını belirten Kalı şu ifadeyi verdi:

    “Bir astsubay bana ‘kanın mı çekildi, para için mi yaptın?’ diyerek üç kez tokat attı, boğazımı sıktı, karın boşluğuma yumruklar attı. Bu kişi ‘intikam soğuk yenen yemektir. Bildiklerinden daha fazlasını biliyorsan sanin a. k., o.ç., vatan haini, hapislerde çürüyeceksin’ dedi. Doktora çıkarıldığımda uygulanan işkenceyi açıklamama izin vermediler. Jandarmalar yanımda odaya girdik. İşkenceyi doktorun kulağına fısıldadım. Cezaevinde işkence gördüm. İşkence derken illa darp gibi, ıslatmak gibi değil, sürekli çırılçıplak soyularak arandım. Ailem görüşe geldi, görüş sonrası çırılçıplak arandım. Ablam geldi, aynı şekilde arandım. Cezaevindekiler beni Reyhanlı katliamının faili sanıyordu. Can güvenliğim nedeniyle tek kişilik hücre istedim.

    STK’LARDA ÇALIŞTIM, HUZUREVLERİNİ GEZDİM, EĞİTİM VERDİM

    Utku Kalı sivil hayattayken bir STK’de gönüllü olarak çalıştığını, ilkokul öğrencilerine ders verdiğini, huzurevlerini ziyaret ettiğini, engelli kişilerin topluma kazandırılması için çalıştığını anlattı. Elektronik teknisyeni olarak bilgisayar konusunda uzman olduğunu, çalıştığı firmadaki bir projesi nedeniyle fark yaratan eleman ödülünü aldığını, cep telefonunu avucunun içi gibi bildiğini söyleyen Kalı, “Alayda herkesin cep telefonu vardı, sadece benim telefonum bulundu bir de herkesin şarj aletleri bulundu. Cep telefonunu yalayıp yutmuş biri olarak istesem delil olduğu söylenen o mesajları 10 saniyede silerdim. Bana ait değiller, kabul etmiyorum.” dedi.

    Utku Kalı ile en son ailesi 30 Ekim’de açık görüş yaptı. Kalı’nın uzun süren mücadele sonucu önce bazı bölümleri kesilip kırpılarak verilen gazetelere kavuştuğu, televizyon da seyredebildiği bildirildi.

    SÜREÇ NASIL GELİŞTİ?

    REDHACK TWİTTER’DAN YAYINLADI

    11 Mayıs 2013 tarihinde, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yapılan iki ayrı bombalı araç saldırısı sonucu resmi açıklamalara göre 52 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da büyük yankı uyandıran patlamanın hemen ardından resmi makamlar saldırganların belirlendiğini, operasyonların sürdüğünü açıkladı ve Suriye rejiminin gizli istihbarat servisi Muhaberat’ı işaret etti. İddiaya göre organizasyonu Suriye’de bulunan THKP-C Acilciler örgütü lideri Mihraç Ural planlamıştı. Patlamadan birkaç gün sonra MİT’in olay öncesi failleri takibe aldığı ve hatta polisi uyardığı öne sürüldü, ilgili belgeler kamuoyunda tartışıldı.

    UTKU KALI TUTUKLANDI

    Hacker grubu Redhack, patlamadan kısa süre sonra olayın failinin Suriye rejimine karşı savaşan El Kaide’ye bağlı El Nusra örgütü olduğunu öne süren, jandarmaya ait bazı belgeler yayınladı. “Gizli” ibareli belgelerde Suriye’nin muhaliflerin kontrolündeki Rakka’da hazırlanan bomba yüklü araçların Türkiye’ye sokulduğu belirtiliyordu. 24 Mayıs’ta, Sivas’ta askerliğini yapan 26 yaşındaki er Utku Kalı’nın, devlete ait gizli belgeleri sızdırmaktan tutuklandığı ortaya çıktı. Sivas’taki 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın hazırladığı iddianamede; 21 Mayıs’ta Amasya İl Merkez Jandarma Komutanlığı santralına gönderilen 4 adet belgenin, santralda görevli er Utku Kalı tarafından alındığı, Kalı’nın bu belgelerden ikişer adet çoğalttığı, bir nüshayı komutanına verirken, diğerini kendisine ayırdığı öne sürüldü. İddianameye göre Kalı, elindeki istihbarat notlarına ‘gizli’ ve ‘ivedi’ damgası vurduktan sonra İstanbul’da yerel bir gazetede çalışan E.P.’ye cep telefonu yoluyla göndermişti.

    CASUSLUK SUÇU SAYILDI

    İddianamede, telefonda yapılan incelemede Kalı ile E.P. arasında o gün iki görüşme olduğu; belgelerin saat 18.53 ve 18.54’te gönderildiği öne sürüldü. Telefonda ‘keybord’ adı verilen hafıza sisteminde yapılan araştırmada bulunan binlerce kelime yan yana getirilerek, anlamlı cümle oluşturulmaya çalışıldı. Kelimeleri art arda sıralayan savcılık, Kalı’nın bu yazışmalarını delil saydı. İddianamede, Jandarma Genel Komutanlığı’nın görüşü doğrultusunda, Kalı’nın gönderdiği öne sürülen 4 belgenin ‘devletin güvenliği, iç ya da dış siyasal yararları bakımından ve niteliği açısından gizli kalması gereken’ nitelikte olduğu kaydedildi. Er Kalı için, “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin, devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin belgeleri açıklama” suçlarını zincirleme işlediği iddiasıyla TCK 327 gereği 3 ile 8 yıl” ve “TCK 329 gereği 5 ile 10 yıl arasında hapsi istendi. Sivil isim E.P.’nin dosyası ayrıldı.

    İŞKENCE VE PSİKOLOJİK TEDAVİ

    Er Utku Kalı’nın askerken gözaltına alındığı ve resmen kayda girmeyen bu süre içinde işkence gördüğü, çırılçıplak soyularak küfür ve hakeret edilip psikolojik şiddete uğradığı öne sürüldü. Kalı, avukat ablasının başvurusu üzerine Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde gözlem altına alındı ve “İntihara meyilli olduğu” belirtilerek uzun süreli tedavi görmesi gerektiği rapor edildi. Ardından GATA’ya sevkedilen Kalı, 15 günlük gözlemin ardından yeniden cezaevine gönderildi. Er Kalı 15 Temmuz’da ilk kez hakim karşına çıktı. Avukatlarının katılamadığı Kalı için askeri mahkeme, atılı suçun ‘devletin aleyhine işlenen suçlar’ kapsamına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi ve dosya TMK 10. Maddeyle görevli Samsun Özel Yetkili Mahkemesi’ne gönderildi. İlk duruşma Samsun 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 21 Ekim’de görüldü. Kalı, “duruşmaya travma sonrası stres bozukluğu ve intihar eğilimi olduğu gerekçesiyle Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde tedavi gördüğü” için katılmadı. Kalı’nın avukatı Şerif Özgür Urfa, belgelerin üstünde sadece “Gizlidir” damgasının bulunduğunu öne sürüp itiraz ettiği bilirkişi raporunun, iddianamenin hazırlanmasından 10 gün sonra dosyaya girdiğini belirtti. Avukat Ceren Kalı da kardeşinin işkenceye tabi tutulduğunu, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin “Kötü muameleye maruz kaldığı için stres bozukluğu ve intihar eğilimi” tespitiyle rapor düzenlemesi üzerine önce Erzurum’a, oradan GATA’ya sevk edildiğini belirtip, tahliye isteminde bulundu. Tahliye talebi reddedildi. Avukat Ceren Kalı, halihazırda, ‘gözaltında baskı’, ‘cezaevinde çıplak arama’, ‘doktora kelepçeli götürme’ gibi iddialarla ilgili 6 ayrı suç duyurusunda bulunduklarını ve konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdıklarını belirtti.

    — 5 notla 20 saat önce
    #UTKU KALI 
    Canını seven asansöre binmesin;

    TSE, 49 bin asansörün 36 binine kırmızı işaret verdi.

    TSE AVRUPA YAKASI SORUMLUSU İSTANBUL PROJE KOORDİNATÖRÜ ERDİNÇ BALCI, “HER YIL MEYDANA GELEN BİNLERCE ASANSÖR KAZASININ YÜZDE 90’I KAYITLARA GEÇMİYOR. BAKIMLARIN DA ÇOĞU SAHTE.” DEDİ.

    — 14 notla 22 saat önce
    "İktidarın kendisi nötrdür.İyi bir adamın elinde o bir kutsamadır .Bilinçsiz bir adamın elinde bir lanet olacaktır ."
    Osho - Ego / İKTİDAR
    — 18 notla 22 saat önce
    #Osho  #Ego  #iktidar 
    Irkçılık ve Önyargı Konulu Kısa Film | Jafar →

    Kısa filmler çekmiş olan Yunan kadın yönetmen Nancy Spetsioti’nin 2011 yapımı Jafar adlı kısa filmi. Filmde hastanede olan iki farklı kültürden insanları görüyoruz.

    Kızlarını hastaneye getirmiş olan Yunan aile, dış görünüşünü tehdit olarak algıladıkları adama ön yargı ile yaklaşıp, onu bir nevi ötekileştiriyorlar. Farklı kanı taşımak, farklı görünüşe sahip olmak, farklı kültürden gelmek…

    İşte bunlar, özellikle son yıllarda bir insanın ondan korkulmasını, onun toplum dışına itilmesini gerektiren özellikler olarak görülüyor. Bu film de bu durumu özetleyen, belki basit ama özünde önemli bir şeyi anlatmaya çalışan bir kısa film.

    — 3 notla 22 saat önce

    İnsanlığımızı Unutmadığımızın 4 Dakikalık Kanıtı

    İyi pazarlar dilerim .

    — 7 notla 1 gün önce
    Bağımsız yargımızda mutlu son !
    • 17 Aralık’ta tüm sanıklara takipsizlik


    17 Aralık’ta eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler de gözaltına alınmıştı.



    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul merkezli 17 Aralık soruşturması kapsamında, iş adamı Rıza Sarraf ile Barış Güler ve Salih Kaan Çağlayan'ın da aralarında bulunduğu 53 kişi hakkında takipsizlik kararı verdi.

    Başsavcılığa göre, ortada bir suç yok!

    — 4 notla 2 gün önce
    'Abanoz'u Müstehcen Bulup Sokağın Adını 'Asım' Yaptılar
Bir dönem Beyoğlu’nda genelevlerin bulunduğu ‘ Abanoz Sokağı ’yla aynı ismi taşıyan Şile’deki bir sokağın ismi, ‘ çirkin ve müstehcen bir anlam anımsattığı ’ gerekçesiyle değiştirildi. Sokağın yeni ismi ‘ Asım ‘ oldu.

DHA’dan Ezgi Çapa’nın haberine göre Şile Belediye Başkanlığı, 18 Ağustos 2014 tarihinde, Abdullah Yılmazçetin’e ait dilekçeyi bir üst yazı ile, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na gönderdi. Dilekçede “Şile ilçesi Sahilköy Mahallesinde bulunan ‘Abanoz Sokağı’nın isminin çirkin ve müstehcen bir anlam anımsatmasından dolayı bu sokağın isminin ‘Okul Sokağı’ olarak değiştirilmesi talep edilmektedir” ifadelerine yer verildi.

‘Okul’ olmayınca ‘Asım’ oldu

Konuyu inceleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Harita Müdürlüğü, teklifi İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne iletti. Harita Müdürlüğü’nün görüşünde aynı ilçede ‘ Okul Sokağı ‘nın bulunması nedeniyle ‘ Abanoz Sokağı ‘nın ismi ‘ Asım Sokağı ‘ olarak değiştirildi.

Aslında bir ağaç

Sağlamlığı nedeniyle genellikle müzik aleti yapımında kullanılan ‘ abanoz ağacı ‘, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ‘ sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı ‘ olarak geçiyor.

Beyoğlu’ndaki Abanoz, şiir ve şarkılara konu olmuştu


Öte yandan Attila İlhan’ın ‘Serüven’in Sonu’, Necati Cumalı’nın ‘ Emine ‘, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın ‘Abanoz Sokağı’ şiirine konu olan ‘Abanoz Sokağı’ Beyoğlu’nda bulunan ve 1970’lere kadar genelevleriyle ünlü olan sokağın da ismi. Necati Cumalı’nın şiiri daha sonra Sezen Aksu tarafından bestelenmiş, Levent Yüksel’in ikinci albümünde yer almıştı.

NOT :
Düşünemiz ve sormamız gereken , bu ismi müstehcen bulan kişidir ,bu kişiye üç soru sormak isterdim ;
1-ben abanoz dendiğinde orayı aklıma getiremiyorum da sen nasıl getiriyorsun ? 
2-senin zihnin müstehcen çalışıyor olmasın ? 
3-Boş zamanlarında ne ile meşgulsun ?

    'Abanoz'u Müstehcen Bulup Sokağın Adını 'Asım' Yaptılar

    Bir dönem Beyoğlu’nda genelevlerin bulunduğu ‘ Abanoz Sokağı ’yla aynı ismi taşıyan Şile’deki bir sokağın ismi, ‘ çirkin ve müstehcen bir anlam anımsattığı ’ gerekçesiyle değiştirildi. Sokağın yeni ismi ‘ Asım ‘ oldu.

    DHA’dan Ezgi Çapa’nın haberine göre Şile Belediye Başkanlığı, 18 Ağustos 2014 tarihinde, Abdullah Yılmazçetin’e ait dilekçeyi bir üst yazı ile, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na gönderdi. Dilekçede “Şile ilçesi Sahilköy Mahallesinde bulunan ‘Abanoz Sokağı’nın isminin çirkin ve müstehcen bir anlam anımsatmasından dolayı bu sokağın isminin ‘Okul Sokağı’ olarak değiştirilmesi talep edilmektedir” ifadelerine yer verildi.

    ‘Okul’ olmayınca ‘Asım’ oldu

    Konuyu inceleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Harita Müdürlüğü, teklifi İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne iletti. Harita Müdürlüğü’nün görüşünde aynı ilçede ‘ Okul Sokağı ‘nın bulunması nedeniyle ‘ Abanoz Sokağı ‘nın ismi ‘ Asım Sokağı ‘ olarak değiştirildi.

    Aslında bir ağaç

    Sağlamlığı nedeniyle genellikle müzik aleti yapımında kullanılan ‘ abanoz ağacı ‘, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre ‘ sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı ‘ olarak geçiyor.

    Beyoğlu’ndaki Abanoz, şiir ve şarkılara konu olmuştu

    Öte yandan Attila İlhan’ın ‘Serüven’in Sonu’, Necati Cumalı’nın ‘ Emine ‘, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın ‘Abanoz Sokağı’ şiirine konu olan ‘Abanoz Sokağı’ Beyoğlu’nda bulunan ve 1970’lere kadar genelevleriyle ünlü olan sokağın da ismi. Necati Cumalı’nın şiiri daha sonra Sezen Aksu tarafından bestelenmiş, Levent Yüksel’in ikinci albümünde yer almıştı.

    NOT :

    Düşünemiz ve sormamız gereken , bu ismi müstehcen bulan kişidir ,bu kişiye üç soru sormak isterdim ;

    1-ben abanoz dendiğinde orayı aklıma getiremiyorum da sen nasıl getiriyorsun ?

    2-senin zihnin müstehcen çalışıyor olmasın ? 

    3-Boş zamanlarında ne ile meşgulsun ?

    — 6 notla 2 gün önce
    #onedio  #abanoz 
    Son bir senedir ,
Ne türbandan bahsedebilir olduk ,nede ucuz siyasetle insanları kutuplarştıramıyorduk .Gezi -reyhanlı -uludere olaylarında ben daha çok korku salmak istedim ama tutmadı ,medyaya yaptığımız onca baskıya rağmen bu olaylar nasıl okadar hızlı yayıldı ,nasıl duyulabildi anlayamadım.
Kabuledin penguen belgeseli iyiydi .=) ?

Neyse penguenleri bir kenara bırakmak gerekirse ideallerim bu olaylar neticesinde sekteye uğradı ,bu duruma çok iç çekerken İMDADIMIZA İŞİD yetişti ,davutla ik füze atıp ortalığı karıştıralım KAOSTAN YİNE NEMaLANALIM derken ,işid çıktı bizden ESAD’a karşı savaşacağız diye silah istediler .
Davutla oturduk ve dedik ki ”tamamdır bu iş medyayıda arkamıza alırız karizmayı toparlarız ” ama pek dediğimiz gibi işler ilerlemedi ,araştırdıkça REYHALI patlamalarının altında işid’in olduğunu gördük hemen üzerini kapatmak zorunda kaldık çünkü ESAD’a karşı kullanılması gereken silahlar yani kendi silahlarımız bize doğrultulmuştu ve bu ESAD'ın üzerine yıkılması gereken bir olaydı ama başaramadık , O asker neydi adı heh Utku KALİ omu yaptı kim yaptıysa belgeleri sızdırdı bizi mahvetti ,biz bunu sonra sonra anlamlındırabildik bide derler ki gazetler hiçbirşey yazmıyo ,canım bizde bilmiyoruz ki nasıl yazalım :=) 
Neyse iş işten geçmiş biz İŞİD ile çoktan alış verişimizi yapmış ,bir kaç silahımızıda kamyonetlerde durdurmuşlardı bile bu sebepten geri dönemezdik bu yoldan derken birde baktık İŞİD ,TÜRKMENLERE saldırıya geçti ,bu olay sonrası İŞİD ile hemen irtibata geçildi ,irtibata geçtiğimizde şunun sözü bize verildi ” siz bize karışmayın ,bize güvenin size zarar gelmeyecek aksine bu bir başlangıç ve buradan güçlenerek çıkmamız sizin işinize gelecek ” korku ile bunun bize nasıl bir yararı olacağını sorduğumuzda
 ’ biz buradan sonra kobaneye saldıracaz ,sizde koridoru açmayıcaksınız ,açmadığınızda Türkiyede ki sol hareket sokağa çıkacak ve tazelenen imajları zedelenecek böylece halk gözüne kaybolan imajınız tekrar tazelenecek ve oyunuz artacak ‘ 


Ve işte buradayım ,köşkümde 
yahu ,banane filistin’den,kobane’den,türkmenlerden,hatay’dan,antep’tenben karizmayı toparlamışım daha ne olsun .

    Son bir senedir ,

    Ne türbandan bahsedebilir olduk ,nede ucuz siyasetle insanları kutuplarştıramıyorduk .Gezi -reyhanlı -uludere olaylarında ben daha çok korku salmak istedim ama tutmadı ,medyaya yaptığımız onca baskıya rağmen bu olaylar nasıl okadar hızlı yayıldı ,nasıl duyulabildi anlayamadım.

    Kabuledin penguen belgeseli iyiydi .=) ?

    Neyse penguenleri bir kenara bırakmak gerekirse ideallerim bu olaylar neticesinde sekteye uğradı ,bu duruma çok iç çekerken İMDADIMIZA İŞİD yetişti ,davutla ik füze atıp ortalığı karıştıralım KAOSTAN YİNE NEMaLANALIM derken ,işid çıktı bizden ESAD’a karşı savaşacağız diye silah istediler .

    Davutla oturduk ve dedik ki ”tamamdır bu iş medyayıda arkamıza alırız karizmayı toparlarız ” ama pek dediğimiz gibi işler ilerlemedi ,araştırdıkça REYHALI patlamalarının altında işid’in olduğunu gördük hemen üzerini kapatmak zorunda kaldık çünkü ESAD’a karşı kullanılması gereken silahlar yani kendi silahlarımız bize doğrultulmuştu ve bu ESAD'ın üzerine yıkılması gereken bir olaydı ama başaramadık , O asker neydi adı heh Utku KALİ omu yaptı kim yaptıysa belgeleri sızdırdı bizi mahvetti ,biz bunu sonra sonra anlamlındırabildik bide derler ki gazetler hiçbirşey yazmıyo ,canım bizde bilmiyoruz ki nasıl yazalım :=) 

    Neyse iş işten geçmiş biz İŞİD ile çoktan alış verişimizi yapmış ,bir kaç silahımızıda kamyonetlerde durdurmuşlardı bile bu sebepten geri dönemezdik bu yoldan derken birde baktık İŞİD ,TÜRKMENLERE saldırıya geçti ,bu olay sonrası İŞİD ile hemen irtibata geçildi ,irtibata geçtiğimizde şunun sözü bize verildi ” siz bize karışmayın ,bize güvenin size zarar gelmeyecek aksine bu bir başlangıç ve buradan güçlenerek çıkmamız sizin işinize gelecek ” korku ile bunun bize nasıl bir yararı olacağını sorduğumuzda

    ’ biz buradan sonra kobaneye saldıracaz ,sizde koridoru açmayıcaksınız ,açmadığınızda Türkiyede ki sol hareket sokağa çıkacak ve tazelenen imajları zedelenecek böylece halk gözüne kaybolan imajınız tekrar tazelenecek ve oyunuz artacak ‘ 

    Ve işte buradayım ,köşkümde 

    yahu ,banane filistin’den,kobane’den,türkmenlerden,hatay’dan,antep’tenben karizmayı toparlamışım daha ne olsun .

    — 5 notla 3 gün önce
    • Black Sabbath - TV Crimes

    Bir gün yalnız bir yaşamda 

    Başka bir gün dolambaçta 

    Neye ihtiyaçları var 

    Sevecek birine 

    Bir gün yalnız bir yaşamda 

    Ekranda bir mucize var 

    Ne gördüler 

    Sevecek birini 

    Sana anlık mutluluk garanti eder 

    Paranı çizgide ayarla 

    Bana plastik İsa göndermeli 

    Bugün mektupta çek var 

    İhtiyacım olan o 

    Sevecek biri 

    Pazar günü yemeyiz 

    Ona limuzin almalı 

    Yaşayacak yer 

    Dua edecek yer 

    İnsanlardan aldığı her para 

    Kurdu kapının dışında tutuyor 

    Dolaş ve kendin için af dile 

    Ama sana fazlasını verir 

    Kutsal baba, kutsal hayalet 

    En çok ödeyen kim 

    Beşiği salla ağlama 

    Başka ninni al 

    Jack çevik, Jack hızlı 

    Cebine bak, hile yap 

    Yavaş ve istikrarlı, zamanı var 

    Başka bir TV cinayeti için 

    TV cinayeti 

    Bir gün yalnız bir yaşamda 

    Başka bir gün dolambaçta 

    Neye ihtiyaçları var 

    Sevecek birine 

    Bir gün yalnız bir yaşamda 

    Ekranda bir mucize var 

    Ne gördüler 

    Sevecek birini 

    Açlık marketi 

    Dükkanın içine bak 

    Dolaş ve kendin için af dile 

    Ama sana fazlasını verir 

    Kutsal baba, kutsal hayalet 

    En çok ödeyen kim 

    Beşiği salla ağlama 

    Başka ninni al 

    Jack çevik, Jack hızlı 

    Cebine bak, hile yap 

    Yavaş ve istikrarlı, zamanı var 

    Başka bir TV cinayeti için 

    TV cinayeti 

    — 4 notla 3 gün önce
    #Black Sabbath  #tv